Görsel

Partikül filtre ve rejenerasyonu

Partikül filtresi nedir ne işe yarar?

Günümüz dizel araçlarında bulunan ve hafızalarımıza bir kaç yıl önce giren partikül filtre,bazen DPF, bazen de Dizel Partikül filtre olarak anıldı.  Bende, bu yazımda sizlere partikül filtresinden bahsetmek istiyorum.

 

Kanun çıkarıcılar, egzoz emisyonları için de kanunlar çıkartıyor. Bunlara Emisyon standardı yada emisyon yönetmelikleri denir. Ve trafiğe yeni çıkacak, yeni satılacak bi araç, bu kanunlara uymak zorunda, aksi halde trafiğe çıkamıyor. Trafikte hali hazırda kullanılan araçlar, kendi emisyon normları ile değerlendirilir, yeni normlardan etkilenmezler.

Öncelikle, partikül maddenin ne olduğunu bilmek gerekir diye düşünüyorum. Partikül madde, silindir içinde oluşan, yanma sonrası ortaya çıkan, temel olarak karbon kurumlarından meydana gelen bir madde. Kurum partikülleri birer katı madde. Egzoz manifoldundan yanma sonrası çıkan gazlarla birlikte partikül maddeler de çıkıyor. Alttaki resimde de görüldüğü gibi partikül madde, karbon, kükürt ve metal oksitleri, su, sülfat ve hidrokarbonlardan oluşuyor.

partikül madde

 

 

 

Partikül filtre, kurum partiküllerini, bir çay süzgeci misali süzer. Yani çay tanelerinin süzgeç üzerinde kalması gibi partikül maddeler de partikül filtrenin ön tarafında kalır. Gaz halinde bulunan diğer maddeler partikül filtreden geçip giderken, katı halde bulunan partikül maddeler burada kalır. Partikül filtre yavaş yavaş dolmaya başlar. Partikül filtre doldukça, tıkanmaya başlar. Bu durumda, egzoz gazlarının bile buradan geçmesi güçleşir. Dolayısıyla temizlenmeye ihtiyacı vardır. Temizleme işlemine rejenerasyon deniyor.

Partikül filtre yapısı

Karbon kurumları, 620 derece sıcaklığa ulaştığında oksijen ile reaksiyona giriyor ve CO2 ye dönüşüyor. Yani katı halden Gaz haline geçiyor. Böylelikle egzoz dan geçebilir bi hal alıyor. Bu durumda, karbon partiküllerinin ısısı artırılırsa, partikül filtrenin rejenerasyon yapılması, yani temizlenmesi mümkün olur.

Peki egzoz sıcaklığı nasıl artırılır?

Dizel motorların egzoz sıcaklıkları yaklaşık 300 derece civarındadır. Bu sıcaklığı 600 derece civarına getirebilmek için motor yönetim sistemi yakıt enjeksiyon sistemini kullanır. Ana enjeksiyondaki yakıt miktarı azaltılır ve rötarda, yani geç yakıt enjeksiyonu yapılır. Bu yakıt, yanma odasında yanamaz ve egzoza gider. Egzozda yanarak egzoz sıcaklığını arttırır. Bu sayede,  partikül filtre rejenerasyonu yapılır.

Gösterge de partikül filtre lambası yanarsa?

partikül filtre ikaz lambası

partikül filtre uyarı lambası

Bu lamba yandığında partikül filtresinde doluluk başlamış demektir. Yaklaşık olarak %55 doluluk civarında bu ikaz lambası yanacaktır. Aracın sürücüsü, bu lambayı gördüğünde, bir müddet aracı biraz daha yüksek devirli kullanması gereklidir. Bu şartlar araçların kullanma klavuzlarında belirtiliyor. örneğin, 4 vites, 4000 d/d, 15 dakika süre ile ….

Araç bu şartlar  altında kullanılırsa, partikül filtre rejenerasyonu yapılmış olur ve bu ikaz lambası söner.

Partikül filtre doluluğu nasıl belirleniyor?

Alttaki resimde görüldüğü gibi, partikül filtre öncesi ve sonrası arasında basınç farkı ölçülür. Partikül filtre dolmaya başladıkça, ön taraftaki basınç yükselir. Basınç fark sensörü bu basıncı ölçer ve motor kontrol ünitesine bildirir.

Partikül filtre ve basınç sensörüPartikül filtre rejenerasyonu yapılamıyorsa veya partikül filtresi tıkanırsa ne olur?

Partikül filtrenin doluluk oranı %75 den yukarı çıkarsa, artık sürücü tarafından rejenerasyon başlatılamaz. %75 doluluğa ulaşıldığında hem partikül filtre lambası hem de OBD2 lambası (motor arıza lambası) yanar. Rejenerasyon, sadece servis teknisyenleri tarafından kontrollü bir şekilde yapılabilir. Eğer aracın kullanıcısı bu ikaz lambalarınını dikkate almaz ve rejenerasyon işleminin yapılmasını sağlamaz ise durum çok daha vahim bir hal alıyor. Doluluk %90’a ulaştığında güvenlik nedeniyle artık normal rejenerasyon yapılamaz. Partikül filtresinin değiştirilmesi gerekir. Bu noktada piyasada sunulan farklı kimyasal maddeler var, bazen çözüm sağlayabiliyor. Hatta partikül temizleme makinası bile mevcut. Ancak bu kimyasal maddeler ile her daim sonuca ulaşılacağı garanti değildir.

 

Partikül filtre hangi araçlarda var?

Partikül filtre hangi araçlarda var sorusuna cevap tam net olamaz. Ancak şunu söyleyebiliriz, Euro 5 ve üstü bütün dizel motorlu araçlarda partikül filtresi var. Euro 4 olanlarda ise bazılarında var.

Önümüzdeki dönemde benzin motorlu araçlarda da partikül filtre göreceğiz. Onun adı “Otto partikül filtresi”.

Partikül filtre ömrü var mıdır?

Aslında ömürlü bir parça gibi görünmesede partikül filtresinin bir ömrü var maalesef. Bu ömür, içinde biriken metal oksitleri ile belirli. Kurum partiküllerine tekrar bakalım, orda kükürt ve metal oksitleri görünüyor. Metal oksitleri, kükürtle beraber motora gelirler, bu maddeler rejenerasyonda temizlenemez. Artık olarak partikül filtre içinde kalırlar. Partikül filtrenin, metal oksitlere karşı kapasitesi dolunca artık işlevini yapamaz hale gelir ve kullanılamaz. Partikül filtre, yaklaşık olarak 300.000 km lik bir ömürle tasarlanmıştır. Optimum şartlar sağlanırsa, yani kükürt oranı düşük yakıt ve yağ kullanılırsa bu ömrü sağlar. Eğer üreticinin belirttiği dışında başka motor yağı kullanılırsa, yakıt olarak kaçak yakıt gibi, yağ gibi şeyler kullanılırsa, bu ömür çok daha kısa olacaktır. Örneğin, 150. 000 km sonra partikül filtre ömrü dolacak.

 

partikül madde

Ancak eğer kullanıcı, kükürt oranı düşük olan yağları pahalı bulur ve kullanmaz ise, kükürt oranı yüksek yakıt kullanır ise (örneğin kaçak yakıt, yağ yakma vs) bu ömür çok daha kısa olacaktır. Ve partikül filtre artık işlev yapamaz hale geldiği için değiştirilmesi gerekir.

Hoşçakalın

 

 

Partikül filtrede rejenerasyon nasıl oluyor?

 

Karbondioksit Nedir?

Sessiz Ölüm!

 

Android Auto–Apk linkleri güncel-03.01.2019

Günümüzde teknoloji gerçekten çok hızlı ilerliyor. Öyle ki 1 sene önce aldığınız telefonda bir özellik olmuyor yepyeni çıkan bir telefonda bulunabiliyor.

Ve bu ilerleyen teknoloji otomobil endüstrisini de değiştirmeye başladı. Artık aracınız online hizmetlere bağlanabiliyor, size farklı farklı verileri getiriyor. Yani aracınız da artık “online” oldu.

Bunun yanında, AndroidAuto isimli bir uygulamayı telefona kurarak, araçtaki bilgi eğlence sistemini ( eskiden radyo yada teyp diyorduk) akıllı telefonunuza bağlayabiliyorsunuz. Peki ne işe yarar bu?

Android bir telefon sahibi iseniz, google arama çubuğunu telefonda görmüşsünüzdür. Görmediyseniz, alttaki ekran görüntüsündeki mikrofon işareti. Mikrofona tıklayın ve adres tarif edin yada müzik çalmasını isteyin yada hava durumunu sorun. Aklınıza ne gelirse….

google-arama

Eğer bu çubuk görünmüyor ise widget ekleyerek görünür hale getirebilirsiniz.

AndroidAuto uygulaması ile birlikte, bu sesli klavuzu, navigasyon, müzik, çağrı, sms gibi birçok şey içi araçta kullanabiliyoruz.

Alttaki görüntü, bi araçtan alınmış.

on-your-car-screen_1x

Araç içinde seyahat ederken size sms mi geldi, okumasını isteyebilirsiniz. Yada birisini aramasını, sms yollamasını , yada size yol tarifi yapmasını.

Sağ üstte yer alan mikrofona tıklamanız ve konuşmanız yeterli. Komutlarınızı algılayacak ve ona göre aksiyon alacaktır. Zaten anlamaz ise, bunu size söyler.

Bu özellik, henüz sadece kablo ile kullanılıyor yani bir USB kablosu kullanmanız gerekiyor.

İyide benim aracımdaki sistem bunu desteklemiyor. ben ne yapayım diyenler,

Yeni 2.0 versiyon ile AndroidAuto artık araca bağlanmadan, telefonda kendi kendine de çalışıyor.

androidauto

 

Yuvarlak işaret, ana ekran. Son aktiviteleriniz burada gözüküyor.

En sağda yer alan, kulaklık ise farklı müzik uygulamalarını kullanmanızı sağlıyor.

androidauto2

 

En azından, telefonunuzu bir nevi gelişmiş araç modu olarak kullanabilmek isterseniz, sizde deneyin ve teknolojiye en azından ayak uydurun.

Android Auto henüz Google Play Store Türkiye Serverlarında yok. 2017 de olacak diyor Google.

 

Android Auto nasıl yüklenir?

indirmek isteyenler için linkler aşağıda. Android 5.0 üzerinde çalışır.

android_auto_3.8.584563( arm ) –en çok kullanılan işlemci tipi. ilk olarak bunu deneyin eğer uyumlu olmaz ise alttakine bakabilirsiniz.

android_auto_3.8.584564arm64 (arm64)

Daha detaylı bilgi isteyenler, AndroidAuto ile kullanılacak diğer uygulamaları merak edenler  https://www.android.com/auto/ adresine gidebilirler. Sitenin türkçesi henüz yok.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

 

Elektrikli ve Hibrit Araçlar

Volt mu Watt mı?

 

 

 

Partikül filtrede rejenerasyon nasıl oluyor?

Merhaba

Partikül filtre ve yanma dan Partikül filtre ve rejenerasyonu isimli yazımda bahsetmiştim. Aşağıdaki videoda, kurum parçacıklarının yanma sonucu ne olduğuna şahit olacaksınız. Yazıyı kısa tutuyorum hemen izlemeye başlayabilirsiniz.

Beğeneceğinizi umarım

İyi seyirler

Partikül filtre ve rejenerasyonu

 

 

 

AdBlue (SCR) sistemi ne işe yarar? Nasıl çalışır?

Karbonmonoksit nedir (Sessiz Ölüm)!

 

 

PWM nedir ve nasıl çalışır?

PWM nedir? Ne işe yarar?

 

Gün geçtikçe PWM daha çok karşımıza çıkmaya başlıyor. Nerdeyse kapı zilinde bile PWM göreceğiz. Peki nedir bu PWM? Ne yapar? Yenir mi içilir mi?

PWM İngilizce kökenli bir terim. “Pulse Width Modulation” kısaltması. Ben ona Türkçe Voltaj genliği ayarı diyorum. Yeni bir teknoloji değil aslında PWM. PC kasasındaki fan bile PWM ile çalışır.

PWM i anlatırken, osiloskop görüntüsü üzerinden anlatabilirim.  Osiloskop ile ilgili de bir yazı daha sonra yazacağım.

Eğer bir yerde gerilim yok ise Osiloskop da alttaki kırmızı çizgi görünür. Yani 0 Volt çizgisi.

pwm-1

Eğer orada 12 Volt luk bir gerilim var ise üstteki mavi çizgi, 12  Volt çizgisi görünür. Ampul ile tarif edecek olursak, 0 Voltta ampulde ışık olmaz. 12 Voltta ise ışık olur.

Peki ampulü kısık bi şekilde yakmak istersek ne yapmalıyız? Örneğin, 6 Voltta. Bazılarınızın direnç koyabiliriz dediğini duyar gibi oluyorum.

Peki aşağıdaki resme bakalım,

pwm-2

Devre resimdeki gibi olacaktır. Gördüğünüz gibi akü gerilimi olan 12 Voltu direnç ile düşürdük. Ampul 6 Volt ile çalışıyor. 12-6=6 Volt’a ne oldu peki? Bu gerilim direnç tarafından ısı enerjisine dönüştürüldü ve çöpe gitti!

Enerjiyi çöpe atmak istemeyiz değil mi! Hele de Otomobillerde hiç istemeyiz. Otomobilde elde ettiğimiz elektrik direk olarak yakıt ile üretildiği için epeyce pahalı.

Peki ya 9 volta ihtiyacımız olsaydı o zaman ne yapacaktık? O zamanda başka bir direnç gerekiyor. 10 Volt? 4 Volt? Her yer direnç dolabilirdi!

Bütün bunların yerine PWM kullanarak hem enerji tasarrufu yapabilir, hem de ampulde istediğimiz parlaklığı sağlayabiliriz.

Peki nasıl?

pwm-3

Elektrik kısa süreli aralıklarla ve çok hızlı bir şekilde devreye verilir ve tekrar kesilir ise ne olur? Yukarıdaki grafikte gördüğünüz gibi, 5 ms elektrik verilse ve sonra elektrik kesilse ne olur? Elektrik varken lamba yanar, elektrik yokken lamba söner. Çok doğru.

Dikkat ederseniz altta yer alan siyah işaretleri göreceksiniz. Her iki işaret arası sürekli tekrar ediyor. Biz burada iki siyah çizgi arasına yoğunlaşalım.

pwm-4

iki siyah işaret arası zaman 10 ms. Bu zaman içinde elektrik uygulanan zaman ise 5 ms. Bu iki zaman bize PWM yüzdesini veriyor. Yani;

(5ms/10 ms)=0,5=%50

Elektrik verilen zamanda gerilim 12 Volt. Bu durumda;

12*0,5=6 V olur. Bu şu demektir; burada sanki 6 volt varmış gibi kızarır ampul. İşlem o kadar hızlı ki ampul sönecek zaman bulamadan tekrar ısınıyor. Yani ampul kısık yanıyor;

pwm-5

PWM in temel kısmı için bu kadar yeterli. İkinci yazı linki alt tarafta.

Selamlar, Saygılar

Hakan Aydoğan

 

PWM ile kontrol ve besleme

Volt mu Watt mı?

 

PWM ile kontrol ve besleme

PWM ile ilgili olarak önceki yazımda temel kısmını anlatmıştım. Bu yazıda ise, PWM ile farklı voltajlardaki çalışmaları anlatmaya çalışacağım. Öncelikle PWM kullanım alanı olarak ayrıştıralım. PWM iki farklı şey için kullanılıyor.

1- Güç-gerilim beslemesi olarak

2-Veri aktarımı yada iletişim için

Güç beslemesi olarak kullanıldığında, daha önceki yazımda ampul den bahsetmiştim. 12 V u 6 V’a çevirmiştik. Bu tip güç beslemesi olarak kullanıldığı zaman alıcı üzerine gelen gerilimi istediğimiz seviyeye ayarlayabiliriz. Böylece alıcıdaki gerilim 0 V ile 12 V arasında ayarlanabilir. Yani dimmere benzetebiliriz.

dimmer

Tabi dimmer de, direnç olduğu için buradaki enerji ısıya dönüşür, ve enerji sarfiyatı fazladır.
Ampul yerine bir elektrik motoru kullanalım. Bu durumda motor 0V yani  %0 PWM de durur, 12 V da  %100 PWM  olacağı için en yüksek hızda çalışır.  6 V a denk gelen %50pwm ile orta kapasite de çalışır. Pwm deki yüzde yükseldikçe motorun beslemesindeki etkin gerilim artar. Ve motor daha yüksek devirde çalışır. PWM Yüzdesi 0 ile 100 arasında istenen değerde tutularak hedeflenen hız gerçekleştirilir. Eğer bu besleme bir lamba için kullanılıyor ise, ampul kapalı yani %0 pwm den, %100 pwm ye kadar istenen parlaklıkta kademesiz olarak çalıştırılabilir.

Örneğin, %40 PWM,40pwm

Alttaki grafik ise %50 PWM

50pwm

Bu da %60 PWM

60pwm

Burda şu önemli noktayı unutmayalım. Pwm ile parçaya gelen gerilim gerçekte tam besleme voltajı. Yani 12 V. Değişen şey aslında gerilim değil, geliş süresi.
Bazı parçalar düşük gerilim ile çalışmaz. Örneğin bir led, eğer 2 V ile çalışıyor ise 1 V lik gerilimde ışık alamazsınız. Ama pwm ile led de 2 v besleme olacağı için ışık alabilirsiniz. Önemli olan pwm sağlayıcının yada üreticinin bu akım değerlerini karşılayabilmesidir.

2. Olarak pwm bilgi iletimi için kullanılır. Bilgiyi iletmek için karşıda bir bilgi alıcı gerekir. Yani alıcı tarafında küçük de olsa bir kontrol ünitesi veya benzeri bulunması gerekir. Otomobilden bir örnek verelim Vokswagenden. Motor kontrol ünitesi ve radyatör fanı kontrol ünitesi. İkisi arasında PWM kullanılıyor. (bütün marka ve modeller değil tabiki)
Örneğin, %10 pwm fan kontrol ünitesi için çalışmasına gerek olmadığını belirten mesaj.
%90 pwm ise fanların tam kapasite çalışmasını belirten pwm.
Eğer pwm bi şekilde %10 dan aşağıda olursa yada %90 dan fazla olursa fan kontrol ünitesi bilgi alamadığı için fan acil durumda çalışmaya başlar.

10pwm
12V %10 PWM de dalga görüntüsü

75pwm

Anlaşıldığı üzere PWM ile bilgi almak ve göndermek biraz daha teferruat gerektiren bir devre.

PWM yi besleme gerilimi olarak kullanmak da nispeten daha basit bir mantık içeriyor.

 

Reküperasyon(Rejeneratif frenleme) nedir?

Son yıllarda yeni bir teknolojik terim girdi hayatımıza. Reküperasyon. Hem otomotiv sektöründe hemde faklı yerlerde karşımıza çıkıyor. Elektrikli bisikletlerde bile bahsetmeye başlamışlar. Orada “regenerative” olarak bahsedilsede, aslında söylenmek istenen şey “Reküperasyon”. Reküperasyon, birçoğumuzun günlük hayatta, aracı kullanırken farkına bile varmadığı çöpe giden bi enerjiyi geri kazanabilmek demek. Kelime aslında İngilizceden geliyor. “Recuperation ” İngilizcesi. Yani reküperasyon “enerjiyi geri kazanımı” ifade ediyor.

Termodinamik bilgisi olanlar bilir enerji yoktan var olmaz, vardan da yok olmaz, şekil değiştirir. Mesela soba da kömür yakarken, kimyasal enerji ısı enerjisine dönüşür. Evin içi ısınır. Peki sonra ne oluyor bu ısı?

Evin duvarlarından, camından veya kapısından dışarıya gidiyor. Eğer evinizde ısıcam varsa ve mantolama yapılmış ise, dışarıya kaçan ısı azalıyor, kaçan ısı azaldığında ısınma için gerekli enerji miktarı azalıyor ve böylece fatura giderleriniz de azalıyor.

ev_isi_kayıpları

 

Benzer şeylere otomobillerde de rastlıyoruz. Aracı otomobilde nasıl durduruyoruz? Frene basarak. Peki bu esnada ne oluyor?

Siz frene bastığınız zaman fren balataları disk ile sürtünmeye başlıyor. Bu sürtünme, tekerin dönmesini zorlaştırıyor, bunun sonucu olarak ta araç yavaşlıyor. Tahmin edeceğiniz gibi sürtünme sonucunda bir ısı oluşuyor ve balata-disk ısınıyor. Enerji açısından buraya bakarsak, aracın hareket enerjisi ısı enerjisine dönüşüyor ve bu ısıyı da diskteki soğutma kanalları ile dışarı atıyoruz. Sonuç olarak aracın hareket enerjisi ısı enerjisine dönüşüp boşa gitmiş oluyor. Aracı hareket ettirmek için yakıt harcadığımızı unutmayalım.

fren_ısı

Klima kullananlar fark etmiştir, özellikle eski araçlarda daha çok belli olurdu. Klimayı açınca motor devri önce biraz düşer, sonra tekrar normale dönerdi. Bunun sebebi, klima sisteminin çalışmak için ihtiyacı olan enerjidir. Yani motora ilave edilen her parça çalışmak için enerji ister.

Araçlarda elektriği üreten parça alternatördür. Yani araçta kullanılacak elektrik için alternatör mekanik enerjiye ihtiyaç duyuyor. Onun yaptığı iş enerjiyi dönüştürmek. Hareket enerjisini elektrik enerjisine. Peki hareket enerjisi nerden geliyor? Onu da motor sayesinde, yakıt yani kimyasal enerjiyi, hareket enerjisine dönüştürmek suretiyle elde ediyoruz.

alternator

Peki frenleme de çöpe attığımız enerjiyi, eğer çöpe atmamanın bir yolu olsaydı yakıt tasarrufu sağlayabilir miydik?

Reküperasyon olan bir sistemde, Hafif frenlemelerde, balata diske sürtmüyor. Bunun yerine, alternatör tam kapasite ile elektrik üretmeye başlıyor. Bu durum, Motorun dönüş hızını (yukarıda da anlattığım gibi) yavaşlatıyor. Motor dönüş hızı yavaşladığında ise, aracın hızı yavaşlamaya başlıyor. [debriyaj, şanzıman ve diferansiyel vasıtasıyla motor dönüşü, tekerlek dönüşü ile bağıntılı.] Böylelikle, aracı yavaşlatmak için ısı enerjisi üretmek yerine, elektrik enerjisi üretiliyor. Tabii ki henüz enerjiyi geri kazanabilmiş değiliz. Sadece elektrik ürettik. Bu elektrik enerjisini bi yerde kullanmamız yada depolamamız gerek. Eğer akü %100 şarjlı ise maalesef yapacak bi şey yok. Enerjinin bir kısmı yine boşa gidecek.

Eğer akü şarjı %100 den düşük ise elde ettiğimiz elektrik enerjisini aküde depolayabiliriz. İşte şimdi enerjiyi geri kazandık, reküperasyon yaptık.

Araç elektrik sistemi, özellikle kalkış yada hızlanmalarda alternatörün çalışmasını kapatıyor. Alternatör çalışmayınca ivmelenme anında motor, enerjisini tamamen yola aktarmış olur. Daha iyi ivmelenme hissederiz. Ve bu durum yakıt tüketimine de katkı sağlar. Peki ihtiyaç olan elektrik enerjisi nerden sağlanacak? Tabii ki aküden. Böylece akü şarj seviyesi aşağıya iner. Örneğin %80. Reküperasyonda kazanacağımız enerjiyi bu %20 lik bölümde depolayabiliriz.

aku_sarj

Görüldüğü gibi, reküperasyon vasıtasıyla hafif frenlemeler ile hem enerji tasarrufu yaptık, hem de balata diske sürtmediği için ömrü uzadı.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
[polldaddy poll=”9419287″]

Karbonmonoksit nedir (Sessiz Ölüm)!

Renksiz, kokusuz, tatsız, baş ağrısına sebep oluyor ve insan hayatı için son derece tehlikeli. Solunması halinde akciğer vasıtasıyla kana karışıyor ve kandaki hemoglobine yapışarak onların oksijen taşımasını engelliyor, dolayısıyla kişinin oksijensiz kalarak hayatını kaybetmesine sebep oluyor karbonmonoksit[CO]. Mono Latincede 1 demek. Yani karbonmonoksit, tek oksijenli karbon anlamını taşıyor. 

 

karbonmonoksit2

Karbon içeren yakıtlardan önceki yazılarımın birinde bahsetmiştim. O yazıdan yakıtlar ve karbon hakkında bilgi alabilirsiniz. Karbon atomu yanma sonucu karbondioksite dönüşmek ister. Eğer yanma sırasında yeterli oksijen olmaz yada oksijen bulamaz ise karbonmonoksit yani tek oksijen almış karbon olarak dışarıya çıkar.
Evinizdeki ocaktan, otomobilin egzozundan yada evinizdeki sobanızdan sızabilir karbonmonoksit. Çünkü bütün bu yakıtlarda Karbon[C] bulunur. Açık ortamlarda bol miktarda oksijen bulunduğu için karbonmonoksit[CO], karbondioksite[CO2] rahatlıkla dönüşür.

Ancak kapalı ortamlarda, solunum yoluyla önce akciğere, oradan da kana karışır. İşte tehlike burada başlıyor. Kokusuz ve renksiz olduğu için ortamda bulunduğunu doğal yollarla maalesef anlayamıyoruz.  Sadece alttaki fotoğraftakine benzer bir CO dedektörü yardımcı olabilir.

Karbonmonoksit-Dedöktörü

Hemoglobin kanımızda bulunuyor. Ve hücrelere oksijen taşırken aynı hücrelerden de karbondioksiti akciğere geri getiriyor. Yani bir nevi kamyon gibi yük taşıyor. Eğer karbonmonoksit [CO] kana karışır ise Hemoglobine yapışıyor .Bu durumda hemoglobin Oksijen yada Karbondioksit yerine karbonmonoksit ile dolaşmaya başlıyor kanımızda. Maalesef onu bırakamadan geziyor.

hemoglobin

Karbon nedir yada nerelerde bulunur? Merak ediyorsanız karbondioksit yazım için tıklayın.

Hemoglobinin oksijen taşıyamaması, Hücrelere taze oksijen gitmemesine sebep olur.
Hücrelere yeterli oksijen gitmediği zaman, çok ciddi bir halsizlik , yorgunluk hissetmeye başlıyor kişi. Sanki çok ağır bir işte çalıştı ve inanılmaz yoruldu. Hani gözünüzden uyku akar bazen 10 dakika kestirmek ister vücudunuz aynı o his gibi uyumak istiyor kişi , ve uyutur kişiyi.

uykucu2

Bu uyuma hali, kişiyi sessizce ölüme götürmektedir aslında. Oksijen alamayan vücut yavaşça sessizce ölüme doğru gitmektedir. Evde kullanılan şofbenden sobaya, otomobilin egzozundan mutfaktaki ocağa kadar her yerden çıkabilir karşınıza karbonmonoksit. Şofben zehirlenmesi, soba zehirlenmesi vs. Diye duyduğunuz zehirlenmelerin sebebidir karbonmonoksit.

Banyo içine konan şofbenden zehirlenip ölenler, kapalı garaj da yada atelyede aracın motorunu çok uzun süre çalışır durumda bırakıp ölen kişiler var maalesef. Yaklaşık 15 yıl önce, evlerinin garajında arabada müzik dinlemek ister evin küçük oğlu. Aküsü bitmesin diye motoru da çalıştırır. Bir kaç saat sonra ölü olarak bulundu küçücük çocuk. Karbonmonoksite karşı çok dikkatli olun, kapalı garajda yada Kapalı ortamlarda herhangi bir motor çalıştırıp yanında durmayın, sobaya atılan odun-kömürü iyi tutuşturun, gece yatarken odun atmayın, lodos olduğu günlere özellikle çok dikkat edin. Unutmayın ocakta kullandığınız lpg yada doğalgaz da karbon içeriyor. Eğer mümkünse bu ortamlarda dedektör bulundurun. Unutmayın, renksiz ve kokusuzdur.

Sağlıcakla ve sağlıklı kalın.

Hakan Aydoğan

Teknik Eğitmen

 

[polldaddy poll=”9378114″]

Elektrikli ve Hibrit Araçlar

Merhaba

Bu yazımda gün geçtikçe daha çok duymaya başladığımız elektrikli ve hibrit araçlar ile ilgili temel bilgileri anlatacağım. Soru sormak isterseniz yorum kısmından yazabilirsiniz.

İyi okumalar.

 

Temel olarak elektrikli araçlar için 3 terim yada 3 ana gruptan bahsedilir.

1.HEV  (Hybrid Electric Vehicles)

Kısa tanım olarak yazan HEV, hibrit elektrikli araç demek. Peki bu ne demek?

Hibrit, yani birden fazla yakıt kaynağı ile çalışabilen araç demek. Bu tipteki araçlarda bildiğiniz bir benzin yada dizel motoru zaten var. Onun yanında bir de elektrik motoru bulunuyor.

 

2014-VW-Golf-GTE-04
Hibrit bir Volkswagen’in kaput altı görüntüsü

 

Bu elektrik motoru, kendine ait kocaman bir akü ile besleniyor. Düşük torklarda yada düşük hızlarda araç elektrik motoru ile hareket ediyor. Hız arttığında yada akü bittiğinde içten yanmalı motor çalışarak aracı içten yanmalı motor hareket ettiriyor.

Bu araçlarda alternatör, marş motoru ve elektrik motoru tek bir ünite. Yani ayrıca bir alternatör yada marş motoru yok. Bu da ağırlık anlamında tasarruf sağlıyor. Siz marşa bastığınızda, benzinli motoru elektrik motoru çalıştırıyor. Örnek olarak Volkswgen Touareg ve Jetta verebiliriz.

jetta_hybrid
Jetta Hibrit

 

Bu tip araçlarda herhangi bir şarj portu yok. Yani aracı şarj edemiyorsunuz. Peki akü nasıl şarj olacak?

Bunun için iki yöntem var. Benzinli motor çalışıp aküyü şarj edecek. Yada reküperasyon (enerji geri kazanımı) ile akü şarj olacak.

Reküperasyonü gelecek hafta anlatacağım. Sayfamda takip edebilirsiniz.

2. PHEV,

HEV kısmından da anlaşılacağı üzere bu araçlarda hibrit araçlar. Farkı ise şarj edilebilir olmaları. P (Plug in) demek. Şarj edilebilir olmaları dışında diğer hibritlerden yani HEV’lerden farkı akü kapasitelerinin daha büyük olması. Daha büyük akü, daha fazla menzil demek. Model olarak örneklersek, Volkswagen Golf GTE, Passat GTE, Toyota Pirius, BMW İ8.

Der neue Volkswagen Golf GTE
Şarj edilebilen bir hibrit araç

 

 

3. BEV yada PEV

Battery Electric Vehicle yada Plug in Electric Vehicle yada Pure Electric vehicle olarak da isimlendiriliyor. Bu tip araçlar sadece elektrik ile yol alıyor. Örnekler, BMW İ3, Tesla Model S, Nissan Leaf, Chevy Volt, Volkswagen E-up, E-Golf…..

up0636_0012_up_white_frontview

 

Yani bir pilli oyuncak gibi önce şarj edip sonra da kullanıyorsunuz.

kumandalıaraba

Bu tip araçlarda şu anda en büyük problem bir şarj ile katedilen mesafe ve şarj süresi. Modelden modele değişmekle birlikte bu sınıftaki çoğu araçta menzil 100-200 km arasında değişiyor. Menzilin kısa olması bu tip araçların şehir dışında kullanımına engel oluyor tabiki.

220 Volt ile de şarj etmek isterseniz, şarj süresi epey uzun. Yani “bir mola verelim hem de şarj edelim” den bi kaç kat daha fazla. 5 6 saat mesela. Eğer DC şarj istasyonu varsa, yaklaşık 45 dk da şarj oluyor. Ancak hala çok uzun. Günümüzde bir otomobilin deposunu yakıt istasyonunda 5 dk da doldurup çıkıyoruz. Tabi F1 de bi kaç saniye 🙂

Alonso_Renault_Pitstop_Chinese_GP_2008.jpg

 

Elektrikli araçların piyasada görünmesindeki temel nokta, petrol rezervlerinin tükenmekte olması. Yer altı kaynağı olduğu için aslında petrol üretilmiyor, sadece yeraltından çıkarılıyor.

petrol

Kalan petrol rezervlerinin bitmesi yönündeki haberler insanoğlunu yenilenebilir, yeni enerji kaynakları bulma yönünde zorladığı apaçık. Yıllardır 50 yıllık petrol kaldı deniyor orası da ayrı tabi. Gerçekten ne kadar kaldı bunu bilmek biraz zor. Yeni bir rezerv bulunduğu zaman hesaplar değişiyor.

Her 3 tipteki otomobilde de aracı yürütecek birer elektrik motoru ve aküsü mevcut. Peki Voltaj seviyeleri?

evbattery
Sadece elektrik ile çalışan bir aracın aküsü. Aracın alt kısmına monte ediliyor.

 

Modele göre değişmekle birlikte yoğunluklu  aralık olarak 300-400V DC civarını verebiliriz. İnsan hayatı için 60 V DC üzeri tehlikeli. Bu durumda bu araçlardaki yüksek geriliminde tehlikeli olabileceğini bilmek gerekiyor. Rastgele, bilinçsizce ve yetkisizce aracın elektrik sistemini kurcalamak, kişinin hayatına mal olabilir. Elektrikli yada hibrit araçlarda, aracın etrafında bu durumunu belirten yazılar mevcut. Gerilim seviyesinin yüksek olmasından dolayı bu araçlarda çalışacak kişilerin bazı yetkinliklere sahip olması gerekiyor. Mesela araçtaki yüksek gerilimle nasıl çalışması gerektiğini. Bu da Teknisyenler için yeni tanımların yapılması gerekliliğini ve ülke olarak buna şimdiden hazırlanmamız, gerekirse bazı tanımlamalar veya sıfatlar konması gerekliliğini ortaya çıkarıyor.

Siz siz olun,  bu araçlardaki turuncu kabloları bilinçsizce kurcalamayın, ellemeyin.

Peki bir yıkamacı elektriğe çarpılır mı?  Araçlar yıkamaya karşı dirençli hatta belli oranlarda suyun içine bile düşse yine de izolasyon sağlıyor.Bu konuda endişe etmeye gerek yok.

Fakat acil kurtarma ekiplerinin yani itfaiyenin, kaza sonrası aracın bazı yerlerini kesmesi, riskli nokta. En çok onların bu tip daha detaylı bilgilere ihtiyacı var. Ben itfaiyeleri bilgilendirebilmek, Volkswagen AG nin, acil kurtarma ekipleri için hazırladığı dokümanları paylaşabilmek için uğraştım ancak başarılı olamadım. Türkiye’de, itfaiyeler belediyelere bağlı. Yani bir itfaiye merkezi yok. Bu durumda, bilgilendirmeleri tek tek bütün belediyelere ayrı ayrı yapmak gerek ki o da çok zor. Dernek aradım dernek vasıtasıyla iletişim kurayım diye. Dernekten, Ne telefonlara cevap alabildim ne de maillerime.
Bimer’e de yazdım. Sonuçta bir değişiklik olmadı maalesef.

[polldaddy poll=9366201]

Karbondioksit Nedir?

co2_molecule

CO2– Türkçe ismi karbondioksit, manası ise karbon iki oksijen demektir. Di, latince de iki anlamına geliyor. CO2, yıllardır kamuoyu tarafından bilinip hep anlatılıyor. Hatta bugün bi otomobil almak istediğinizde, broşüre bakarsanız kilometre başına egzozdan çıkan CO2 miktarını bulabilirsiniz.

CO2 nasıl oluşuyor?

Karbon dünyada en fazla bileşik çeşidi olan madde. 1.5 milyon civarında farklı bileşiği olduğu söyleniyor. Kullandığımız bütün yakıtlarda karbon var.

Örneğin, tüm yakacaklar, Carbon [C] ve Hidrojen[H] bileşiğidir.

Benzin-. C8H18 , Dizel C18H38   , Doğalgaz CH4 , LPG (propan) C3H8 ,   LPG(bütan) C4H10yakıtist

kömür, odun….

odunkomur

 

Hatta yediğimiz karbonhidrat bile; C5H10O4

somunekmek

Elmas da saf karbon ancak o yanmıyor. Zaten yansa da yakmak istemeyiz.

elmas

Görüldüğü gibi yakacak olarak kullandığımız her madde içinde C (karbon) ve/veya H (hidrojen) var.

C atomu periyodik cetvel de 4A grubunda yer alan ametal bir element. Ve yanma sonucu Oksijen [O] ile reaksiyona girerek karbondioksite yani CO2 ye dönüşüyor. Böylelikle dünyadaki her canlı, her yakıt CO2 oluşturmuş oluyor. Elektrik üretirken bile yakıt kullanıldığı için CO2 oluşuyor.

Peki CO2 zararları nedir?

CO2 en çok bilindiği şekliyle sera etkisi yapıyor ve küresel ısınmaya sebep oluyor. Al Gore’un 2006 yılında yayınlanan “Uygunsuz Gerçek (An Inconvenient Truth)” filminde, küresel ısınmaya etkilerini fotoğraf ve videolar ile gözler önüne seriyor. Doğal yaşamı konu alan bir film olan “Racing Extinction(Nesil tükenmesi yarışı) ” da da bir bölümde bahsediliyor CO2 den.

Alttaki fotoğraf, özel teknikler ve filtre kullanılarak çekilmiş, CO2 yoğunluk ölçümü yapılan bir videodan alıntı.

co2_ucak

 

Sadece uçak değil tabiki…

CO2 sadece küresel ısınmaya sebep olmakla yetmiyor. Okyanuslarda suyun için girip su (H2O) ile reaksiyona girerek başka bir şeye dönüşüyor.

Karbonik Asit!

CO2 + H2O = H2CO3

 

Okyanus suyunun aside dönüşmesi sonucunda ise o bölgede yaşayan canlıların yaşaması zorlaşıyor ve deniz canlıları ölmeye başlıyor. Doğada CO2 di O2 e çevirmek bitkiler ve planktonların işi.

İnsan nüfusu arrtıkça plankton ve yeşil bitki oranıda doğru oranda artmalı ki harcadığımız O2 yerine yenisi gelebilsin.

populasyon

Bilindiği üzere yeşil bitkiler fotosentez yapıyor. Fotosentez, güneş ışınları ve su yardımıyla CO2 di O2 ne dönüştürmek demek. Bu durumda C, ağacın gövdesinde kalıyor.

fotosentez

Eğer dünya bu şekilde devam ederse O2 siz kalır ve ölüme mahkum oluruz.

CO2 in dünya üzerinde salınımını azaltmak üzere 1997 yılında imzalanan KYOTO protokolü, ülkelerin CO2 salınım miktarlarını azaltmak ile ilgili bazı şartları ve teşvikleri de bulunuyor.

Peki bizler, kişisel olarak CO2 salınımı azaltabilecek davranışlar sergileyebilir miyiz?

Cevap ; evet,

Örneğin evinizdeki boşa yanan bir lambayı kapatmak yada daha az enerji harcayan bi lamba ile değiştirmek, yada bir fişi prizden çekmek,

anahtarpriz

kombiyi her zaman kullandığınızdan bir derece daha düşükte çalıştırmak gibi yapacağınız herhangi bir iyileştirme enerji harcamasını azaltmak ile hem cebinize, hem de bize emanet edilen bu dünyayı bizden sonraki nesillere daha temiz bırakmaya katkıda bulunabilirsiniz.

Başka ne yapabiliriz? Tabii ki ağaç dikebiliriz.

Çocuklarımıza, torunlarımıza daha iyi bir dünya bırakmak ve insana emanet edilen dünyayı daha iyi kullanabilmek dileğiyle, Bir lambada siz söndürün.

Sevgiler, Saygılar

Hakan Aydoğan

Teknik Eğitmen